24 Temmuz 2011 Pazar

Büyüklük Küçüklük Kavramı

    Büyük ne kadar büyüktür? Ya da küçük ne kadar küçük? Bir şey neye göre büyüktür? Küçük aslında da gerçekten küçük müdür? Bize büyük olan şey başkasına nasıl küçük gelebilir? Neden büyük küçük diye sınıflandırma ihtiyacı duymuşuz? Büyüklük veya küçüklük bu kadar önemli mi? Sorular, sorular.. Gece gece kafamı meşgul edenlerden sadece bir kaçı..
    Kavramların nasıl ortaya çıktığını hep merak etmişimdir. İlk kim bulmuştur mesela? O ismi ilk ona kim vermiştir? Neden vermiştir? Niçin başka bir şey dememiştir de şu anki adını vermiştir? Yanlış hatırlamıyorsam bununla ilgilenen bir bilim dalı olmalıydı. Adını şu an hatırlamıyorum ama sanırım felsefeciler uğraşıyordur. Kesin felsefecilerdir canım başka kim olabilir? Deli insanlar hepsi.. Her şeyi bilmek isterler ama bilmezler ki her şeyi bilmek iyi mi kötü mü? Ben şahsen her şeyi bilmek istemezdim. Çünkü her şeyi bildikten sonra ne amacı kalıyor ki yaşamın? Yeni şeyler keşfetmek değil midir hayatı çekici kılan? En son ne zaman yeni bir şey keşfettiniz hatırlıyor musunuz? Ben hatırlamıyorum. O yüzden yeni bir şeyi keşfetmenin vermiş olduğu hazı tarif edemem size. Keşke edebilseydim ama edemem. Küçükken bilim adamı olmak bir şeyler icat etmek isterdim, denizci olmadan önce. Şimdi hatırlıyorum da küçükken pek çok şey istemişim. Bir kısmını yapmışım ama bir kısmını gerçekleştirememişim. Gerçekleştirebilir miyim? Orası meçhul. Hayat çok garip nerde ne olacağı hiç belli olmuyor. Şunu yapacağım derken bir bakmışsın bunu yapmışsın, o hala eksik kalmıştır. O yüzden hep derim 'carpe diem' yani 'anı yaşa'. Bazen gelecek için o kadar hayal  kuruyoruz ki anı kaçırıyoruz. Belki hayal kurmayı çok sevdiğimiz için yapıyoruz bunu. Bezen kendimizi o kadar kaptırıyoruz ki gerçekleri fark edemiyoruz. Bilerek göz ardı ediyoruz ya da. Düşünüyorum da insanlara 'hayal dünyasında mı yaşamayı tercih edersiniz yoksa gerçek dünyada mı?' diye sorsalar kaçı bu dünya da kalmak isterdi? Ben ister miydim? Sanırım istemezdim..
    Bir sırrımı paylaşmak istiyorum. Rüya gören insanları çok kıskanırım. Çok fazla rüya göremediğim için olsa gerek. Senede 10 tane belki görüyorumdur. İyisi mi şunu 20 yapalım biz. Belki daha fazla görüyor ama hatırlamıyorsundur demişti bir gün bir arkadaşım. Öylesi daha kötü değil mi? Hatırlamadıktan sonra ne önemi var ki rüya görmenin? Galiba bu yüzden uykuyu boşa zaman kaybı olarak nitelendiriyorum. Sadece yatıyorum ve kalkıyorum. Hiçbir güzel tarafı yok ki. Sadece yatıyorum ve kalkıyorum.. Rüya görseydim daha farklı değerlendirirdim sanırım. Rüyalarda bir de şu vardır. Başını hiçbir zaman hatırlamayız. Bir an da kendimizi olayın içinde buluruz. Hatta bazen rüya da olduğumuzu anlarız ama çaktırmayız. Devam ettirmek, sonunu görmek isteriz. Peki hiç rüyaların neyden yapıldığını düşündünüz mü? Eminim çoğunuz ilk defa bu soruyla karşılaşıyorsunuzdur. Rüyalar bir şeyden yapılıyr mu? Ham maddesi var mı? Niye rüya görüyoruz? Gerçek olmadığı halde neden rüyaların bitmesini istemiyoruz? Bence bunun sebebi insanların yalanı sevmesi. Her ne kadar kötü diye belirtsekte yalanı, kaçımız kullanmıyoruz ki? Ailemize, arkadaşlarımıza, çevremize ve en önemlisi kendimize.. Kaçımız kendimizi kandırmıyoruz ki? Ben şahsen hep yaparım. Ortada kötü bir şey varsa kendimi kandırırım. Bunu neden yapıyorum? Sanırım üzülmektense mutlu olmayı tercih ettiğimden. Bu beni korkak mı yapar? Bana göre hayır. Şu dünyaya bir kere geliyoruz. Gülmek mutlu olmak varken niye kendimi üzeyim ki?
   Yazıyı aştan itibaren okuyunca farkettim ki çok fazla konu atlamışım. Nerden nereye gelmişim. Aman canım bugün de böyle yazmak istiyorum. Sonuçta benim yazım, benim düşüncelerim. Bu arada saat de epey geç olmuş. Canım puding çekti birden. Aklıma geldi puding sevmeyen insan var mıdır acaba hep merak etmişimdir? Kim sevmez ki ya pudingi? Ben bayılırım. Keşke hep yiyebilsem. Bir süre sonra bıkarım gibi geliyor ama o evreye gelene kadar epey bir zaman geçer.
    Neyse ya biz ne diyoduk. Bu gece iyice dağıttım konuyu varya. Şöyle bir özet geçmek gerekirse; kavramlar sakat şeyler fazla üzerinde durmamak gerekir. Felsefecileri ise fazla hor görmeyin. Garibanların tek suçu meraklı ve kuşkukolik olmaları. Sonuçta onlar da bizden. Rüyalara gelince ise onlardan pek bahsetmek istemiyorum. Çünkü sinirimi bozuyorlar. Birazdan uyucam ve gene göremeyeceğim.
  Neyse şu an çok fazla uyku bastı ve uyumak istiyorum. Herkese bol rüyalı ve pudingli geceler diliyorum..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder